1) Lübnan'ın köylerinde suyun içiliş şekli bizimkine benzemez. İlk gittiğiniz zaman bir yerde, su istediniz mi, önüze toprak bir testi gelir. Sakın bardak beklemeyiniz. Bardak kullanılmaz. Anlatıcı bu parçada bulunduğu yerle ilgili hangi ayrıntıyı vermektedir? (TESTİ)
2) Ayşe, yavrularına sarılarak ölmeyi, artık atın ve kendisinin güçsüzlüğüne bakarak kötü kötü düşünmektedir. Dul Ayşe'nin kaç çocuğu yolculuk esnasında ölür? (GÖZYAŞI)
3) "İşte o anda beynimden, yüreğimin atışını durduracak bir fikir geçti. Yapayım mı? Kümbetin dışından ayak sesleri, konuşmalar duyuyorum. Nihan ile kahyam geliyorlar. Kararımı vermeliyim. Verdim…" Nebil'in aniden verdiği bu karar aşağıdakilerden hangisidir? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
4) Bir gün halası sokaktan bağırarak geçen bir satıcıyı çağırdı. Evin avlusuna sırtında çuval kaplı bir yayvan torba, elinde ufacık bir iskemle ve uzun bir demir parçası, dağınık kılıklı bir adam girdi. Hasan'ın halası satıcıyı niçin çağırır? (ESKİCİ)
5) Hararet kesmek ve kalbin atışını düzene sokup insanı ferahlatmak için sıcak iklimlerde bundan yararlı içecek yoktur. Parçada bahsedilen içecek nedir? ((LAVRENS)
6) Arabaya binen genç hakkında aklıma ilk önce onun deli olma ihtimali geldi. Belki de arkadakiler de öyle düşünmüş olacak ki hep bir ağızdan sorduk: - Nesi var? Bir çok ses karşılık verdi. Neden sonra işi öğrendik: Gırtlağını iç tarafından bir eşek arısı sokmuş. - Bu arıyı nasıl yutmuş? - Su içerken ! Lübnan'ın yabancısı olan sanır ki bardaktaki arıyı görmemiş, yutuvermiş. Hayır, böyle değil ! Arı gencin gırtlağını nasıl sokar? (TESTİ)
7) Gebze ile İzmit arasında bir köyde doğmuş ama hapis ve politika sürgünü olarak diyar diyar dolaşmış, insan sarrafı olmuş biri. Parçada tanıtılan hikâye kahramanı kimdir? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
8) …Feneri sol elime aldım, sağ elim aynı zamanda yanağında patladı. Güzel bir tokattı. Ne hafif ne de sert. Nebil gece arabadan çıkmayan bayana niçin tokat atar? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
9) Bir Alman kızıyla Almanya'da değil, akıl ermez bir yerde karşılaştım. Anlatıcı, Alman kız ile nerede karşılaşır? (KAÇAK)
10) Buka Ovası, Lübnan ve Antilübnan sıradağlarının arasındaki düzlüğün ismidir ve deniz yüzünden bin şu kadar metre yükseklikte bulunduğu için bir "yayla ova"dır. Öyle olmakla beraber iki tarafını yer yer karlı tepeleriyle koca koca dağlar çevirdiğinden insan kendisini çukurda, denizle bir yükseltide sanır; yayla havası alır ama gözleri bu zevkten, kendisini yüksekte duymak keyfinden yoksundur. Zaten Buka yüksek ise de coğrafyacılara göre bir çöküntü ve bir çukurdur. Ucu ta Türkiye'de Amik Ovası'nı bulur. Yukarıdaki parçada hangi anlatım tekniği kullanılmıştır? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
11) Dağda tanıştığım Mısırlı üç zengin kadın da şimdi o günkü giysileriyle karşımda, Rabia'nın yanında oturuyorlarmışçasına gözümde canlandı. Aşağıdakilerden hangisi Nebil'in bahsettiği bu Mısırlı üç zengin kadından biri değildir? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
12) Şimdi odalardan birindeyiz; lamba yakıldı. Sedefli Arabesk mobilyalarla döşenmiş bir "Kaa"dayım. Odanın ortasında sular akıp gidiyordu. Altı çizili sözcükle anlatılmak istenen nedir? (HÜLLE)
13) Çam dallarında sallanan bir tırtıl torbası gibi kafanızın içi durmadan, gece gündüz kıvrılıp bükülen soğuk uyarımlı düşüncelerle dolu, kımıltılı, yüklüdür. Parçadaki söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir? (ZİNCİR)
14) Kalabalığa karışmanın bir türlü dinlenme olduğunu yalnızken fazla işleyen beynimi, onun rölanti çalıştırdığını yakından biliyorum. Yalnızken kendini dinleyiş kadar yorucu ne vardır. Yalnızlık sevenler kafa yönünden en çok yorulan insanlardır. Hem de çoğu eser vermediği, bir keşif veya icatta bulunmadığı hâlde bir sanatkâr ve mucit kadar beynini yorar, kendisine sorarsanız dinlendiği aldanışındadır. Köşeye çekiliş ve içine büzülüş, özelliği olmayan bir adam için vaktinden önce yaşlanma, hatta erken bunama yoludur. Yukarıdaki parçada hangi anlatım tekniği kullanılmıştır? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
15) Nebil, Beyrut'ta Saint George Oteli'nde pansiyona giden Nihan'ı beklerken otelin komisi Nebil'e bir zarf uzatır. Bu zarf kim tarafından gönderilmiştir? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
16) Eskicide saç sakal dağınık, göğüs bağır açık, pantolonu dizlerinden yamalı, dişleri eksik ve suratı sarı, sapsarıydı; gözlerinin akına kadar sarıydı. Türkçe bildiği ve İstanbul taraflarından geldiği için Hasan, şimdi onun yalnız işine değil, yüzüne de dikkatlebakmıştı. Göğsünün ortasında, tıpkı çenesindeki sakalı andıran kırçıl, seyrek bir tutam kıl vardı." Yukarıdaki parçada ağırlıklı olarak hangi anlatım tekniği kullanılmıştır? (ESKİCİ)
17) Ere seslenip feneri getirttim. Oralarda fener ve lamba ancak böyle işlerde önemli nedenler oldukça kullanılır. Anlatıcı feneri niçin kullanmak zorunda kalır? (YARA)
18) Bir sır sezdiğini belli etmek, böyle sokaklarında serseri kurşunların dolaştığı bir yerde akıl işi olmasa gerek. Fakat Suriye'ye dönünce şeyh efendiyi sormaktan kendimi alamadım. Çoktan gitti dediler. Yerine…………….getirtti. Boşluğa gelmesi gereken sözcük aşağıdakilerden hangisidir? (ANTİKACI)
19) Bazen iş çıkıyor, köpeğini hanlarda bırakıyor fakat büyük köpeklerin saldırabileceği endişesiyle gününü korkular içerisinde geçiriyordu. Köpeğini çok seviyordu. Osman ile köpeğinin birbirlerini çok sevmelerinin sebebi nedir? (KÖPEK)
20) Ah, ne güzeldi ilk tanışmamız! Sanki çoktandır birbirine özlem çeken iki âşıktık, karşılaşınca kendimizi tutamadık. Doğrusu da eskiden beri tanışıyor gibi değil miydik?.. Aslında ben daha önce sizin yalnız ökçenizi görmüştüm, bir de hayal meyal siluetinizi. Nebil, geçimini artistlik yaparak sağlayan, asıl adı Raziye olan bu kadını daha önce nerede görmüştür? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
21) Hasan durgun, tıkanıktı; susuyor, susuyordu. Öyle, haftalarca sustu. Anlamaya başladığı Arapçayı, küçücük kafasında beliren bir inatla konuşmayarak sustu. Daha büyük bir tehlikeden korkarak deniz altında nefes almamaya çalışan bir adam gibi tıkandığını duyuyordu, gene susuyordu. Hep sustu. Filistin'e yeni gelen Hasan'ın konuşmamasının sebebi aşağıdakilerden hangisi olabilir? (ESKİCİ)
22) Ve bana öyle geliyordu ki şeyh bu "Afganlı" kelimesinde fazla ısrar ediyordu. Gene de doğru söylemek gerek. Beni meraklandıran kuşkuya düşüren bu noktaları o zaman bilinçle, açık bir surette öğrenmemiştim. Bütün bunları aradan on yıl geçtikten sonra şimdi anlatacağım bir rastlantı sonucu hatırlıyor ve değerlendiriyorum. Anlatıcının değerlendirdiği durum nedir? (ANTİKACI)
23) "Meyhaneci Butrus'un otelinde kalıp sabahı beklemenin daha uygun olacağını düşündüm. Niçin saklamalıyım? Biraz da korkmuştum… Korku bazı kere mantığın ve aklın refleksi, insan kurtarıcısı olabilir. Atalarımız bu hakikatı 'Kaçanın anası ağlamaz.' şeklinde anlatmışlar." Nebil neden korkmaktadır? (YERALTINDA DÜNYA VAR)
24) Sonunda bir sabah kıvamını bulduğunu söyledi ve bir iğne ile sivilcenin başını, yerinden büsbütün koparmadan usulcacık oynattı. Sonra koynundan bir yumak çıkardı, ucunu o sivilcenin, yaraya henüz takılı olan başına ilmikledi. Yumağı sağdı, sağdı, öteki ucunu da ............ ağacının alt dallarından birine bağladı. Yukarıdaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir? (ÇIBAN)
25) Yolum kasabaya uğradı. Bir Roma harabesi üzerine yeniden kurulmaya başlanan bu çorak Badiye Limanında mutasarrıf olan biriyle karşılaştım. Badiye Limanındaki mutasarrıf kimdir? (AKREP)