1) Yazar küçük yaşlarında annesinin ölümünün ardından bir gün bütün komşuları başına toplamış ve sürekli ağlamıştır. Yazarın bu şekilde davranmasının sebebi nedir? 
2) "“…Evvela seyis canımı sıkmıştı. ‘Küçük hanım bana saçlarını ver.’ dediği zaman elimden gelse saçlarımı koparır verirdim. Seyis, ‘Aman gel.’ dediğim zaman başka bir şey uydurarak bana sataştı. Benim bir ….. olduğumu söyledi. O dönemde her küçük kıza bir …… şakası yaparlar, her küçük kız da bundan acı duyardı…’ Parçadaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirimelidir? "
3) ‘…Bu okulların umumî müfettişliği bana, halkı ve muhtelif semtleri içinden görmek için bir vesile oldu. Her hafta İstanbul’un hiç bilmediğim arka sokaklarına, fakir muhitlere giderdim ve buralarda sadece mektepleri değil, çocuk ailelerini de tanımaya muvaffak oldum. Kasımpaşa ve Sineklibakkal, bilhassa Sineklibakkal en fazla dolaştığım yerlerdi…’
Yazarın, incelediği bu okullar hangisidir?

4) " Ah o çaresiz, sesi kısan, boğazı kurutan korku. Saçların dibini ıslatan ecel teri. Gözleri evlerinden fırlatan dehşet...O anı küçük kız ömrünün sonuna kadar unatamayacaktır."  Yazarın küçüklüğünde onu bu kadar korkutan şey nedir? 
5) 1909 ile 1912 yılları arasındaki anılarında yazar aşağıda verilenlerin hangisinden bahsetmemiştir?
6) Kemal Dayısı ve büyükbabasının ölümünden sonra yazarın hayatında nasıl bir değişiklik olur?
7)  "İskemleden kalkmaya çalışırken Haminnne’nin hastalığı esnasında sık sık duyduğum bir sancı yanıma saplandı. Kımıldayamadım, inledim. Dr. Adnan ‘Neyiniz var?’ diye sordu, ‘Yanımdaki sancı,’ dedim."
Yazarın yakalandığı bu hastalık nedir?

8) " İnsanlar için birbirini anlamak, sulh içinde beraber yaşamak herhalde şu veyahut bu esasa dayanmak, şu veyahut bu ideale saplanmakla dahi mümkün olmuyor. Burada hep Kant'ın bir sözünü hatırlarım: ' Dünya sahnesine insanların girişini, şiddetle bir nefret duymadan seyretmek mümkün değildir.Çünkü insanların birbirine yaptıkları kötülük tabiatın yaptığından çok daha fazladır.' " (s.226) Yazarın burada söylemek istediği şey nedir?
9)  ‘…Daudet’yi her zaman sevimli bulur, eserlerinin rikkat ve hararetini bilhassa çok severdim. Bununla beraber Fransız Edebiyatı’nda fikrime en çok tesir yapan  ….. olmuştur. İlk önce uzun eserlerini sırayla ve dikkatle okurken biraz yadırgamış ve sevimsiz bulmuştum. Fakat bir defa üslûbunun ağırlığını, hayat tablolarının birbirine karışan acayipliğini, hatta mide bulandıran irkin ve hayvanî insiyakların üzerinde durmasını biraz hazmettikten sonra onların arkasındaki ……. kendisini yavaş yavaş anlamaya başladım…’
 Metinde bahsedilen bu yazar kimdir?

10) " ‘…Kurban bayramı’ndan bir gün öce anneannem beni …….. götürdü. Orada bağlı idim. Babam, bir erkek çocuğu beklemiş, adını doğmadan Halit koymuştu. Rahmetli ölünceye kadar bana Halit derdi. Her sene kurban bayramından evvel beni ya babam ya da anneannem oradaki türbeye götürür ve orada bir de kurban keserlerdi…’ Paragraftaki boşluğa aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? "
11) Yazarın annesinin adı nedir?
12) Yazarın çocukluğundaki eğitim hayatıyla ilgili olarak hangisi söylenebilir?
13) Yazara hediye edilen hizmetçinin adı nedir?
14)
Flora kimdir?

15) " Büyükbaba, Ne olacak hepiniz İstanbul'da doğdunuz, büyüdünüz, hepiniz muhallebi çocuklarısınız, diyordu."  Büyükbabanın çocukları için söylediği bu cümlede altı çizili sözle anlatılmak istenen nedir?
16) " Zola'ya o kadar genç yaşta iken dalmak, insaniyeti onun gözleri ile görmek, hayli uzun süren bir uykusuzluk nöbeti yaptı." Yazar bu cümlede neyi anlatmak istemiştir?
17)  ‘…1916 yılı, insanları ümitsizliğe sevk eden ıstırap ve sefalet ile doludur. Muharrirlik hayatım bence o günlerde ehemmiyetini kaybetmişti. Bir satır yazı yazamıyordum. Eğer Müslüman kadınlarının çekilebileceği bir manastır hayatı olsa idi mutlak çekilirdim…’
Yazarın bahsettiği olumsuz durum nedir?

18) " Mor çiçekler arasında camlar birer ateş levhası gibi parlar." cümlesinde hangi söz sanatı yapılmıştır?
19) Mor Salkımlı Ev isimli eserin yazarı kimdir?
20) “…  O zamanlarda halayıksız ve mütevazı Türkler arasında ‘taadüdü zevcat’ çok kötü görülürdü ve bazılarına göre uğursuzluk getiren, aile ocağına incir diken bir şeydi. Havva Hanımın İstanbul’daki evi, böyle bir olaydan sonra, büyük yangınlardan birinde yanmış ve kocası iflas etmişti…”
Yukarıdaki metinde bahsedilen durum nedir?

21) "‘…Her şeye rağmen onun üzerimdeki tesiri büyükbabam kadar mühim olmuş, ikisinden de birçok şeyler tevarüs etmiştir. Yazı yazmak tarafımın ondan geldiğine hiç şüphe yoktur. Zamanının ve belki de tahsilinin derecesi, bir muharrir olmasına mâni olmuştur; fakat en bahtiyar zamanı bir tarafa çekilip birtakım aşk hikayeleri veya şiirler yazdığı saatlerdir…’ Metinde, bahsedilen kişi kimdir? "
22) Mor Salkımlı Ev isimli eserin türü nedir?
23)  ‘İki sene müddetle tek derdim ana olmamaktı. Yirmiden evvel bünyemin ana olmaya müsait olmadığını söyledikleri zaman, iki yıl ayları ve günleri saydım, durdum. Bu zamanda daha çok ……. Edebiyatı ile meşgul oluyordum. Dilinin güzelliği, edebiyat şekillerinin kusursuzluğu beni büyülüyordu. Çok geçmeden şeklinden ve üslûbundan ziyade bu milletin fikir hürriyeti ve fikir namusu üzerinde duran tarafları beni yakaladı…’
Yazarı, bu kadar etkileyen edebiyat hangisidir?

24) " ‘…Ben biraz söker sökmez Saraylı Teyze’nin odasına, Fikriyar kitap tozu alırken gider, benim yerinden dahi kımıldatmaya gücüm yetmeyen …… yere indirtir kendim de yere uzanır, gözlerim ağrıyıncaya kadar yazıları sökmeye çalışırdım…’ Yukarıdaki metindeki boşluğa aşağıdakilerden hangsi getirilmelidir? "
25) Aşağıdakilerden hangisi yazarın Yeni Turan kitabında anlatmak istediği konulardan biri değildir?