1) “Karşısındaki on adımlık yer, gözüne yürümekle bitmez tükenmez, sonu gelmez bir mesafe gibi görünüyordu. İki adımda bir ayakları birbirine dolaşıp düşecek gibi oluyor, sonra yine doğruluyordu. Yürüyorlardı. Beyazıt Meydanına geldikleri zaman, gözlerini çevirip bir tarafa bakacak mecali kalmamıştı. Bacakları güya vücuduna bağlanmış birer kurşun külçe gibi ağır gelmeye başladığından vücudundaki bütün kuvveti sürüklemeye ancak yetişebiliyordu.” Yukarıdaki parçada yazar, Hacı Ömer’le beraber yürüyen küçük bir kızın durumunu anlatmıştır. Kızın bu durumunun asıl sebebi aşağıdakilerden hangisidir? 
2) Aşağıdakilerden hangisi Mir’at-i Şuûn gazetesi çalışanlarından Saip’in fiziksel özelliklerinden değildir?
3) “İlk aşkının unutulmaz tatlı hatıralarıyla dolu bulunan köşk, işte orada, ağaçların arasında, sisli bir semanın altında ve derin bir sessizlik içinde, her şeyden habersiz, uyuyor gibiydi.” cümlesinde hangi söz sanatı kullanılmıştır?
4) Hüseyin Nazmi’nin her yaz ailesiyle gittiği köşk nerededir?
5) Romanın ana fikri aşağıdakilerden hangisi olabilir?
6) Mustafa Efendi, Dilber’i neden bir esirciye satar?
7) “Sanki üstad bir ressam eliyle orantılı çizgileri çizilmiş, fakat rengi verilmemiş bir portreydi.” cümlesinde yazar, küçük bir esir kızın durumunu anlatmaktadır. Yazarın, bu kızı ‘rengi olmayan bir portre’ye benzetmesinin sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
8) “Bu muhteşem güzelliğin içinde kürek çeken Cevher, birkaç günden beri yanından hiç ayırmadığı esiri, küçük bir sandalın içine almış, gölün üzerinde, sarı saçlarına düşen ay ışığı ile mehtabı seyreden nuranî varlıklar gibi görünen diğer kızların arasından geçerek gizli bir yöne doğru gidiyordu…” Cevher, esir kızla birlikte niçin gizli bir yöne doğru gidiyor? 
9) Raci’nin gazetedeki görevi nedir?
10) Küçük kıza Dilber ismini kim vermiştir?
11) “Demin konuşan ve şiir okuyan kızın, hava mavisi gözlerinde titreşen yaş damlaları arasında, bazı rutubetli gecelerin semasında, kalplerimizi heyecandan heyecana sürükleyen aşk yıldızları gibi, sevdalar içinde görülen bir hayalden hiç bahsetmek istemediği hâlinden anlaşılıyordu…” Yukarıdaki parçadan hareketle, yazarın üslubu hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? 
12) Ahmet Cemil’in Askerî Lise’de ilk zamanlardaki ruh hâli nasıldır?
13) Fakat bu neşeli ve huzurlu anlarında bile efendilerinden biri “Dilber!” diye seslense, kalbinin derinliklerinden gelen bir korku ile titreyerek yukarı çıkar, ne kadar hizmet ederse etsin sonunda mutlaka dayak yiyeceğine ya da azarlanacağına inanırdı. Herhangi bir işle uğraşırken arkasından “Buraya bak!” diye seslenseler, eli ayağı birbirine dolaşır, telaşlı telaşlı: —Ben onu düzeltirim, hemen yaparım, cevabını verirdi…” Dilber’in Celal Beyin evinde bu şekilde davranmasının sebebi ne olabilir? 
14) “Gecenin rutubetiyle Marmara üzerine inen sisler, şafak akisleriyle kırmızı bir renk alarak havaya doğru uçtukça, Marmara’nın durgun sularına yaslanmış uyur gibi görünen Adalar, güzel yüzlerindeki al tülden yaldızlı duvak, sabah aydınlığının sihirli elleriyle kaldırıldığı için, birer Yunan Tanrıçası gibi nurlar içinde görünmeye başlıyordu.” cümlesinde bir benzetme yapılmıştır. Bu benzetmede “benzeyen” aşağıdakilerden hangisidir? 
15) Celal Beyin annesi, oğluyla Dilber arasındaki aşkı nasıl öğreniyor?
16) Bütün kadınlarda bulunan üstün gelme arzusu, zenginlik ve gösteriş merakı onda da şiddetli bir şekilde vardı. Kızının çok zengin bir paşayla evlenecek olmasından dolayı duyduğu mutluluk, bir an olsun gülümseme eksik olmayan yüzünden anlaşıyordu…” Yukarıda bahsedilen kadın Celal Beyin nesidir?
17) “Hiçbir suçu ve kimseye küçük bir zararı olmayan, tarla faresi ve sıçan gibi zararlı hayvanları avlayarak çiftçiye bilakis faydası dokunan bu zavallı kuş da insanların çirkin bir iftirasına uğramıştır… Güya felaket habercisi olduğu, uğursuzluk getirdiği söylenir…” Yukarıdaki parçada hangi anlatım tekniği kullanılmıştır? 
18) Dilber, Cevher’in yardımı sayesinde konaktan kaçtıktan sonra ne yapıyor?
19) “Korkudan bütün vücudu titriyordu… Yorganına sıkı sıkı sarılarak doğruldu, yatağın içine oturdu… Fakat o ne? Başucundan çirkin bir ses geliyordu… O, bin senelik Bizans surlarının yıkıntılarında, kulakları tırmalayan, insanın içine ürküntü veren, çirkin kahkahalara benzer bir ses…” Yukarıdaki parçada esir kız Dilber’in, esircinin konağında bir gece vakti yatağında yatarken duyduğu bir sesten bahsedilmiştir. Dilber’in işittiği bu ses, ne sesidir?
20) “Salonun, pencerelere yakın küçük kapısından bir limonluğa girilir; oradan da yukarıda bahsettiğimiz bahçeye çıkılırdı. Yine alt kattaki salonun hizasında bulunan yemek odasının zemine kadar inmiş büyük pencerelerinde uçları yere sarkmış mavi atlas perdelerin aralıklarından bakınca insanın gözleri çiçekler içinde dolaşır; havuzun kenarında düşünür; ağaçların tepelerinde dalar; ormanın yeşil karanlığı içinde artık takatten kesilirdi.” Yukarıdaki parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? 
21) Dilber’in, Mısır’dayken İstanbul’a dönmek istemesinin sebebi aşağıdakilerden hangisi olabilir?
22) Hayatımız son dakikalarına, sıkıntılarımız son haddine ulaştığı zaman ansızın geliveren bir teselli ya da Allah’ın beklenmedik bir yardımı imdadımıza yetişip yaralı gönüllerimize yeni ümitler verir. İşte o gün de beklenmedik bir olay meydana geliyordu. Belki de bundan sonra çocuğun bütün sıkıntıları sona erecek, ıstıraplar içinde geçen hayatı yatağını değiştiren nehirler gibi yeni bir yön kazanacaktı.” Dilber’in ilk gittiği evde hayatında meydana gelen bu değişiklik nedir?
23) Edirnekapı civarında eski bir konak olan esircinin evinde bir gece vakti cariyelerden biri hangi şiiri okur ve ağlar?
24) Eserde, “Bir adam ki yürürken yuvarlanıyor, otururken gömülüyor.” şeklinde tarif edilen Mir’at-i Şuûn gazetesi çalışanı kimdir?
25) Dilber, Mısır’dayken İstanbul’a dönmek istediğini kime söyler?