1) "Mehmet Ali, bana 'Gel beyim, seni bizim köye götüreyim; buralarda, yalnız başına sersebil olursun' dediği vakit, bir Anadolu köyünün ne olduğunu bilmiyor değildim."
Altı çizili kelime grubunun yerine aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
2) "Bu düşüncelerle Emine'nin köyüne vardığım zaman, çoktan, cesaretimin yarısını kaybetmiş, kararımda iyiden iyiye zaafa düşmüştüm. Hele, köyün içine girip de herkesin, bana acayip acayip baktığını hisseder hissetmez bütün cesaretim kırılıverdi. Kayıtsız ve tabii, bir süre sokaklarda dolaştıktan sonra köyün öbür tarafından sıvıştım, kaçtım."
Ahmet Celal, Emine'nin köyüne niçin gelir?
3) "Mehmet Ali'nin anası enikonu topallıyor. Salih Ağa'nın oğullarından biri kamburdur."
Altı çizili sözcüğün yerine aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
4) "Bir sabah penceremin altında bir ses. İnce keskin bir çocuk sesi: -Geliyorlar! Geliyorlar! Yataktan fırlayıp sese koşuyorum: -Kim geliyor Hasan? Küçük çoban soluk soluğadır. Benzi ya heyecandan ya koşmaktan sapsarı kesilmiş: -Aha onlar, senin dediklerin... Te karşıki belin üstünden, yürüyüp geliyorlar." Hasan'ın, geldiklerini haber verdiği kişiler kimlerdir?"
5) "Onunkiler 'beni kurtar' diyor. Benimkiler 'peki kurtaracağım' diyor. Onunkiler 'senden başka kimsem yok' diyor. Benimkiler 'ben de senden başkasını düşünmüyorum' diyor. Sonra birlikte bizi kurtaracak olan çareleri araştırıyoruz. Kaçalım mı? -Kaçalım. -Nereye? -Hele bir gece olsun."
Roman kahramanının 'onunkiler' ve 'benimkiler' sözleriyle kastettiği nedir?
6) "Burada hiçbir şeyi düşünmeyecek, metafiziğe tamamen veda edecek ve bir köylü nasıl yaşarsa tamamen öyle yaşayacaktım. Lakin işte şimdi görüyorum ki bir çanak suda bir damla zeytinyağı gibiyim.                                                                                                 Altı çizili söz grubuyla anlatılmak istenen nedir?
7) "Onlara hitap ettiğim vakit hiçbir şey anlamaz gibi bön bön yüzüme bakarlar. Sonra kendi aralarında bir şeyler mırıldanırlar. Hissederim ki sözlerimi anlamışlar fakat tasvip etmemişlerdir. Bazen bıyık altından bana güldüklerini de sezerim."
Bu paragrafta Ahmet Celal'in hitap ettiği kimlerdir?
8) Romanda, Ahmet Celal Türk aydınlarının en çok hangi özelliğine kızmaktadır?
9) "Artık havalar soğumaya başladığı günden beri kapısı açık kalmış ahırlarda birleşen kambur oğlanla kör kızın kaçışıp kovalaşmalarına şaşmıyorum. Ne imamın çeşme başında abdest alışları ne muhtarın yüzünün kırçıl kılları arasından sırıtışları, ne de... Artık bunların hepsine alıştım, alışmadığım yalnız ..." Romana göre paragrafın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?"
10) "Bir sabah, - o sabahı hiç unutmayacağım- pencerenin altında bir ses. İnce, keskin bir çocuk sesi:
-Geliyorlar! Geliyorlar!
Yataktan fırlayıp sese koşuyorum.
-Kim geliyor Hasan?
Küçük çoban soluk soluğadır. Benzi ya heyecandan ya  koşmaktan sapsarı kesilmiş:
-Aha onlar...Senin dediklerin...Te karşıkı belin üstünden yürüyüp geliyorlar."
Metinde Hasan'ın sözünü ettiği kişiler kimlerdir?
11) "Geçen gün, kırlarda dolaşırken ayağım bir konserve kutusuna çarpmıştı. Bu kutu Amerika'dan gelmiş bir kutu idi ve üstünde İngilizce bir şeyin adı yazılıydı. Tuhaf bir ilgiyle eğildim, elime aldım, baktım, âdeta bir eski âşinayı görür gibi oldum. Ben, bu topraklarda işte bu teneke kutunun eşiyim"                                              Ahmet Celal hangi yönden kendini kutuya benzetmiştir?
12) "Lakin ben bütün bu yazıları bir kimseye bir şey anlatmak için yazmıyorum. Hayır, hayır, bu hiç aklımdan geçmedi. Ben bu yazıları..."
Paragrafın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
13) "İstanbul'da zilletim olan şey burada şerefimdir. Hatta ilk günler Mehmet Ali ile köyde dolaşırken şuna buna rastgeldik mi, hemen sağ yanımı çevirirdim."
Roman kahramanının 'zillet' ve '...burada şerefimdir.' sözleriyle kastettiği nedir?
14) "Şu satırları yazdığım dakikada, sanırım düşman, çoktan beklenen genel taarruza geçmiş bulunuyor. Bütün bir yaz, tek başıma bir cehennemi bekleyiş yaşadım."                                                                                                                Altı çizili kelime yerine aşağıdaki kelimelerden hangisinin getirilmesi en doğru olur?
15) "Yalnızlık dinmeyen bir sızıdır. Eğer bazı kimseler bunu benliğin bir çeşit kurtuluşu gibi göstermek istemişlerse yanılmışlardır. Bir sürü hayvanı olan insan, sürüsünden ayrı düşünce zavallı, mustarip, avare bir yaratık oluyor. Bunu, sürüye dönmekten başka avutacak şey yoktur."                                        
Aşağıdaki cümlelerden hangisi bu paragrafta anlatılmak istenenle çelişmez?
16) "Cephe artları, tiyatroların kulislerine benzermiş. Shakespeare'in ve Racine'in bir trajedisi oynayacak. Sahnede, kralları, kraliçeleriyle bütün bir saray içinin haşmet ve debdebeleri gösterilecek. Fakat bundan önce bir de kulisteki hazırlığı görünüz: Yırtık ve ter kokulu canfes parçalarından bir yığın hırdavat ve bunların arasında yarı aç, yarı tok birtakım zavallı insanlar gelip gidiyor, eğilip kalkıyor. İşte biraz sonraki muhteşem sahne bu unsurlardan teşekkül edecek."                                                       Cephe artları ile tiyatro kulisleri arasındaki benzerlik aşağıdakilerden hangisidir?
17) Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun aşağıdaki eserlerinden hangisi tür bakımından diğerlerinden farklıdır?
18) "-Şu hâlde bunlar, diyorum, ne yapmaya gittiler? Şimdi ne yapıyorlar? Mademki gelenler bizi kurtarmaya geliyormuş, bunlar kime karşı silah kullanıyorlar?
Emeti Kadın, başını iki yana sallayarak:
-Ay oğul, onlar da bencileyin. Ne ittiklerini bilirler mi ki...diyor."
Altı çizili sözcük hangi anlamda kullanılmıştır?
19) "Mehmet Ali önce inkâr etmek istiyordu sonra kendini tutamıyor; baklaları, birer nasihat hâlinde ağzından çıkarıyordu:
(…)
-Beyim, bu dağın başında sabah akşam dişlerini fırçalamak neyine gerek.
-Beyim, bizde saçlarını kadınlar tarar.
-Beyim, geceleri, sabahlara dek mırıl mırıl ne okuyup duruyorsun? Seni..."
Romana göre paragrafı aşağıdakilerden hangisiyle tamamlayabiliriz?
20) "Kadınlı erkekli, çoluklu çocuklu köylüler tarlalarından evlerine dönerlerken dibine oturduğum söğüt ağacının dallarından bütün hülyalar ürkerek kaçışır."
Yukarıdaki cümlede hangi söz sanatı vardır?
21) "Daha otuz beşimize basmadan her şeyin bittiğini, işin tamam olduğunu; aşkın, arzunun, ümit ve ihtirasın artık bir daha uyanmamak üzere sönüp gittiğini kendi kendimize itiraf etmek; kendi kendimize, bütün mutluluk ve başarı kapılarının kapandığını söylemek ve gelip burada bir ağaç gibi yavaş yavaş kurumaya mahkûm olmak. Böyle mi olacaktı? Böyle mi sanmıştım? Lakin işte böyle oldu ve böyle olması lazımdı."
Paragraftaki düşüncelerden hareketle roman kahramanı için  aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
22) "Saatlerce oturduğum yerde, öyle melul melul kalmışım. Bu çeşit buluşmalar, bu çeşit tesadüfler, kendi sınıfımızdan insanların bu gelip gidişleri bendeki yalnızlık duygusunu tazelemekten başka bir şeye yaramıyor. Her defasında, kendimi biraz daha garih hissediyorum. İlle bu seferki canıma pek değdi. Çünkü bu sonuncu görüşmedir.
Niçin, onlarla daha uzun, daha derinden, daha candan konuşmadım? Onlara niçin, bütün dertlerimi birer birer sayıp dökmedim?"
Roman kahramanının 'onlar' dediği insanlar kimlerdir?
23) "İşte, Garp Cephesi Kumandanlığının gönderdiği '…' o viranelerde, taşlar altında kömürleşmiş insan kemiklerini araştırırken bu kitabı teşkil eden yazıları, arasından yırtılmış ve kenarları yanmış bir defter hâlinde buldu."
Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
24) Roman, mekân olarak ülkemizin hangi bölgesinde geçmektedir?
25) "Yaban" adlı roman için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?